Az protein tüketimi kalp damar hastalıkları riskini düşürüyor mu?

Az protein tüketimi kalp damar hastalıkları riskini düşürüyor mu?

Az protein tüketimi kalp damar hastalıkları riskini düşürüyor mu?

Araştırmacılar, sülfürlü aminoasit içeriği azaltılmış bir beslenme rejiminin kalp damar hastalıkları riskini düşürdüğünü ortaya koydu. Sülfürlü aminoasitler et, süt, kabuklu yemişler ve soya gibi protein yönünden zengin gıdalarda bulunuyor. Son araştırmaya göre bitki temelli beslenme söz konusu riskleri azaltıyor.

Bu sonuç et, süt, yumurta gibi yüksek miktarda protein içeren besinlerin tüketilmemesi anlamına gelmiyor. Ancak araştırmaya göre Amerikan halkı, ortalama ihtiyacın 2 buçuk katı daha fazla sülfürlü aminoasit tüketiyor. Uzmanlar bu düzeyin beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişikliklerle normal düzeye çekilmesini öneriyor. Beslenme bozukluklarının kalp damar hastalıkları ile yakından ilgili olduğu biliniyor.

Aminoasitler proteinlerin yapı taşları. Kaslarımız, dokularımız, organlarımız büyük oranda proteinden oluşuyor. Vücudumuzun çalışması için sürdürülen tüm kimyasal tepkimelerde katalizör görevi gören enzimler de proteinlerden ibaret. Bu nedenle, proteinlerin oluşturulabilmesi için şart olan aminoasitlerin vücut içerisinde üretilmesi ya da besinler yoluyla alınması gerekiyor.

kalp damar hastalıkları

 
Kalp damar hastalıkları her yıl binlerce kişiyi aramızdan alıyor
Aminoasitlerin bir alt grubu olan sülfürlü aminoasitler metiyonin, sistein gibi üyeleri içeriyor. Bu moleküller vücutta protein ve enzim yapısında yer aldıkları gibi metabolizma ve sağlık açısından önemli birçok rolü de gerçekleştiriyor.

Lancet EClinical Medicine dergisinde yayınlanan araştırmada ulusal bir çalışmaya katılan 11 binden fazla kişinin beslenme alışkanlıkları ve kan değerleri incelendi. Katılımcılar arasında daha az sülfürlü aminoasit içeren gıdalar tüketen kişilerin kanlarında kalp damar hastalıkları riskine işaret eden belirteçlerin daha düşük olduğu görüldü. Bu belirteçlerin kolesterol, trigliserid, glikoz ve insülin değerlerini içerdiği ifade edildi. Katılımcıların ihtiyaç duyulandan 2 buçuk kat fazla sülfürlü aminoasit tükettiği ortaya koyuldu.