Etliekmekte hile uyarısı

Etliekmekte hile uyarısı

Etliekmekte hile uyarısı

Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı, yayınladığı gıda raporunda tam bin 211 üründe hile tespit ettiğini duyurdu. Taklit ya da tağşiş üretim yapan firmaların duyurulmasının doğru bir uygulama olduğunu ve bunun yanında ağır cezalar da verilmesi gerektiği belirten Prof. Dr. Sencer Buzrul, Konya’nın meşhur etliekmeğinin de hileye çok müsait bir ürün olduğunu ve güvenilir yerlerden tüketilmesi gerektiğini ifade etti.

Gıda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın geçtiğimiz Ekim ayında yayınladığı gıda incelemesinden korkunç sonuçlar ortaya çıktı. Piyasadaki taklit ve hileli ürünleri açıklayan Bakanlık, tam bin 211 üründe hile tespit etti. Restoranlar ve marketler; etten sucuğa, çaydan bala, yağdan baharata sağlıksız ürün kaynıyor. Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer Buzrul, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birçok ilde yapılan gıda incelemeleri doğrultusunda kasaplardan, marketlerden, restoranlardan güvenerek alınan özellikle de et ürünlerinin içerisinde at, eşek ve domuz eti olduğu tespit edildi. Tarım ve Orman Bakanlığının gıdada taklit ya da tağşiş yapılan firmaları internet sitesinden duyurmasının doğru bir uygulama olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sencer Buzrul, sadece firmaları teşhir etmenin yeterli olmadığını, bunu yapanlara bir daha cesaret edemeyecekleri şekilde ağır cezalar verilmesi gerektiğini kaydetti.

etliekmek-1.jpg

‘ÇAYA VE BAHARATLARA GIDA BOYASI KATILIYOR’

Baharatlarda normal boya veya gıda boyasının kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Buzrul, özellikle acılı ve acısız kırmızı toz biberde renk maddesi tespit edildiğini belirtti. Sencer, neredeyse her gün tüketilen çayda ise yaprak yerine dalların karıştırıldığını ve gıda boyası kullanıldığını aktardı. Zeytinyağında en çok yapılan hilenin ayçiçek yağı ve pamuk yağının belli oranlarda zeytinyağına karıştırılması olduğunun bilgisini veren Buzrul, “Yapılan hilelerin tüketiciler tarafından fark edilmesi neredeyse imkânsız. Ancak akredite laboratuvarlar da bunun analizle tespit edilmesi lazım. Belki çay gibi ürünlerde damak tadı çok iyi olan tüketiciler hile olup olmadığını fark edebilirler ama onun dışında bunlar laboratuvar analizi ile anlaşılacak şeylerdir” şeklinde konuştu. 

‘GIDADA TAKLİTİN ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR’

Uzun yıllardan beri gıdada taklit yapıldığını, bu durumun halk sağlığını tehdit ettiğini ve önü alınamayan bir olay olduğunu savunan Buzrul, “Bu, insan yaşamında gıdanın çok büyük bir yeri ve önemi olduğunu bilen birtakım kişi ve kurumların tüketiciyi yanıltarak bunun üzerinden para kazanması meselesidir. Bunun önüne geçebilmek için mevzuata ağır yaptırımlar eklenmeli, etkin denetim yapılmalı, gıdaya özgü denetim elemanları yetiştirilmelidir. Yani balı denetleyenle eti denetleyen aynı kişi olmamalı, denetim elemanlarının yetiştirilmesinde üniversitelere de çok iş düşmektedir. Çünkü üniversiteler bilimsel bilgiye rahatlıkla ulaşılabiliyor. Taklit ve tağşişin belirlenmesinde, yeni yöntemler geliştirilmesinde üniversitelerin çok büyük katkısı var ve gelecekte de olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘TÜKETİCİLER YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR’

Katkı maddeleri konusunda tüketicilerin yanlış yönlendirildiğine dikkat çeken Buzrul, “Gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin birçoğu tüketiciye hiçbir zararı olmayan doğal katkı maddeleridir. Bazılarının fazlaca kullanılması ise zararlı olabilir o yüzden bunlar yasal sınırlarla belirlenmişlerdir. Tüketiciler; taze, doğal, daha az katkı maddesi içeren, sağlıklı, lezzetli ve uzun ömürlü gıdaları talep etmektedir. Aslında tüketici imkansızı talep ediyor. Burada gereklilik ve zorunluluğu ayırmamız lazım. Gıdalarda katkı maddesi kullanımı zorunlu değil, ancak bazı gıdalarda gereklidir. Et ve et ürünlerinde katkı maddeleri işte bu gereklilikten ve tüketici taleplerinden kaynaklanıyor. Herkes kırmızı, parlak görünümlü et ve et ürünleri almak istiyor. Kimse kahverengi mat renkli et satın almak istemiyor. Dolayısıyla et ürünlerinde bunu sağlayan katkı maddeleri belli limitlerde olmak kaydıyla kullanılıyor” diye açıkladı.

‘ETLİEKMEK HİLEYE ÇOK MÜSAİTTİR’      

Konya’nın meşhur etliekmeğinin hileye çok müsait bir ürün olduğunu ve bu yüzden güvenilir yerlerden tüketmeleri gerektiğini ifade eden Buzrul, “Etliekmeğin içinde kullanılan kıyma ister zırhla isterse makine ile çekilmiş olsun hileye çok müsait bir üründür. İçerisine kolaylıkla farklı etleri karıştırabileceğiniz bir üründür” dedi. Bakanlığın incelemesine göre bitki çaylarının içerisinde ilaç etken maddesi olduğu tespit edildi. Burada bahsi geçen çayların “zayıflama çayı” ve “bitkisel karışım çayı” adı altında satılan çaylar olduğuna değinen Buzrul, ”Bu etken maddenin ölümle sonuçlanabilecek yan etkileri var. Benim buradaki önerim; kimse ilaç yutarak veya bir şeyler yiyip içerek zayıflayamaz. Yapılması gereken yediğimiz içtiğimize dikkat etmek yani kalori kontrolü ve hareket etmektir. Yani spordur” diye konuştu.   

‘KONYA GIDA GÜVENLİĞİNDE EN ÜST SEVİYEDE’

Konya’nın Türkiye’de gıda güvenliğinin en üst seviyede olduğu illerin başında geldiğini açıklayan Buzrul şöyle konuştu: “Bunun nedeni olarak Konya’da gıda sanayinin uzun yıllardan beri faaliyet göstermesini ve çok köklü ve iyi gıda firmaların yer almasını sayabiliriz. Tabi Konya’nın bir şansı daha var: O da Konya’da gıda ve tarımla ilgili bir ihtisas üniversitesi olması. Bugün bilgiye ulaşmak son derece kolay, işte internet herkesin elinin altında ancak doğru bilgiye ulaşmak konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Gıda konusunda hiçbir bilimsel çalışması olmayan sözde uzmanların görsel ve yazılı basında tüketicileri yanılttığını üzülerek görüyoruz. Üniversitemiz sadece tüketicilerin en güncel bilimsel bilgiye ulaşmasını sağlamak için değil aynı zamanda da tarım ve gıda alanında ki buna gıda güvenliği de dahil Konya’mıza ve ülkemize fayda sağlayacak katma değeri yüksek çalışmalar yapmak için vardır.”

‘GIDA GÜVENLİĞİ ÇOK BOYUTLUDUR’

Gıda güvenliği konusunun çok boyutlu bir konu olduğunu bildiren Buzrul, “Mevzuata baktığımızda ülkemizde gıda güvenliğiyle ilgili yayımlanmış olan yönetmelik ve tebliğlerin olduğunu görüyoruz. Bakanlıkça denetimlerin yapıldığını, çeşitli gıda ürünlerinin zaman zaman toplatılıp analizlerin yapıldığını biliyoruz. Çeşitli kongre, çalıştay ve sempozyumlarda konunun sıklıkla gündeme getirildiğini de biliyoruz. Gıda güvenliği dediğimizde, ticaret savaşları yani ekonomi, küresel ısınma ve ülkemizin dünyadaki konumu da denkleme giriyor. Yani gıda güvenliği, sadece firmaların gıdada yaptıkları hilelere indirgenemeyecek kadar geniş kapsamlı bir konudur” diye altını çizdi. Buzrul, paydaşların bir araya gelerek uzun yıllar olması gereken bir gıda politikasına ihtiyaç duyulduğunu ve bunun için de üniversiteler olarak üzerlerine düşen görevleri yapmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.

• SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ